Archive for Ekim, 2009
On Bin Şiir Yaptık
10,000 ÅŸiirimiz var…..
10,000 ÅŸiirimiz var…..
arkadaşlar biz bu yola koyulurken hedeflerimiz çok ama çok büyüktü amacımız Türkiye de bilinmeyen
şairlerimizi bütün dünyaya tanıtmaktı. Nitekim bu Yolda aksaklıklarımız oldu. Sorunalrımız oldu.
Bazı güzel bazı kötü günlerimiz oldu ama en güzeli şuanda hedefimizin küçük ama küçük bir kısmıda
olsa başarmış olmamızdı. Şimdi mutluyuz geçekten hemde çok mutluyuz biliyorum ki nice daha ismi
bilinmeyen şairlerimizi tanıttık. Daha büyük çalışmalarımız olmadı ama yakında olacağından eminiz.
Şimdi bu yolda bize yardım eden arkadaşlarımıza çok teşekkürler ederiz en başta www.r10.net ekini
olmak üzere bize sitemizin tasarımı ve tamiratı konusunda yardım etmiş bulunmaktalar. Biz bu olaydan
çok gurur duyuyoruz . Lafı fazla uzatmadan diliyorum Allahtan bu site herkese hayırlara vesile olur…
HERKESE HAYIRLI OLSUN.
Teşekkürler: ibrahim yalçın , Recep KAYA ,
Hunkar Dagli – Yunusca
Bundan evvel bizden olan yarenler
“Ne söylerler, ne bir haber verirler”
Gönül bağı deyu varıp girenler
“Ne söylerler, ben bir haber verirler”
Bu derdin oduyla ben nice yanam
Yalnızlık okuyla delinmiş sinem
Bacı, kardaş, baba.. Dahi öz anam
“Ne söylerler, ne bir haber verirler”
Sofram yalnız; yenmez, durur aşlarım
Hasret sürat yapar, ben yavaşlarım
Dünya yüzündeki arkadaşlarım
“Ne söylerler, ne bir haber verirler”
Beraberken gülen o tatlı yüzler
Şimdi karardıkça yüreğim sızlar
Bunca zaman içre sevdiğim kızlar
“Ne söylerler, ne bir haber verirler”
Ufkumu kapatır beton binalar
Nerde methetmeler, nerde senalar
Sevenler, sayanlar ve aÅŸinalar
“Ne söylerler, ne bir haber verirler”
Dert çelik mızraksa; açıktır bağrım
Âleme bu feryat, herkese çağrım
Onlar mı sükûtta, ben mi sağırım?
“Ne söylerler, ne bir haber verirler”
Kaynak: Dağbaşı Çığlığı
Hunkar Dagli – Yunus”a Tahmisler 5
Ol şu zamanda bahar; heman, hazan olısar
Yurd dutmaza meyhane; hoşca mekân olısar
Gördüğümüz bizlere şöyle nişan olısar
«İşidün ey ulular! Ahir zaman olısar
Sağ müsülman seyrekdür, ol da gümân olısar»
Ocak yanar is, duman; ateşimiz köz etmez
Bin akçeye alınan, satışında yüz etmez
Cümle kelâmı küfür; bir tek doğru söz etmez
«Danişmend okur, tutmaz. Derviş yolın gözetmez
Bu halk öğüt eşitmez; sağır heman olısar»
Gördük sema uzakta, yer dersen; o da katı
Kimi göbek şişürür, kimisi boy uzatı
Dokuz kumar beygiri, mercedesi ve yatı
«Gitti beğler mürveti; binmişler birer atı
Yidüği yoksul eti, içtiği kan olısar»
Tanışığı iteler, dost dutarlar ağyardan
Onca yanlış itseler, kâm alırlar tekrardan
Yitürmeden şöhreti, düşmeden itibardan
«Yani az kopdı erden, el çekmezden murdardan
Deccal kopısar yirden; anlar uyan olısar»
Bir sürü müskiratı içerler kana kana
Kadın-erkek, kız-kızan dutuşurlar oyuna
Soyunup seyirdürler lâin şeytandan yana
«Birbirne yavuz sana, ittüğüm kalur sana
Yarın mahşer gününde işi yayan olısar»
Biz komazız Ahmed”i, siz Cehil”le öğünün
Bugün pür esrüksüz ya! Yarın anda döğünün
Ölüm size zulümdür, bizlere bir hoş düğün
«İy Yunus imdi senün, aşk-ıla geçsün günün
Sevdiğin kişi senün, canına can olısar»
Güman: Sanma, zannetme, vesvese
Danişmend: İlim, irfan sahibi. Kadı yardımcısı
Kâm almak: İstediğini elde ederek zevk almak
Deccal: Çok yalan söyleyen, kıyamet yaklaştığında zuhur edecek ve fitne fesat çıkaracak yaratık
Müskirat: Sekr meydana getiren, sarhoşluk veren, içki
Esrik, esrük: Sarhoş, kendinden geçmiş, azgın
Kaynak: Dağın Öte Yüzünden
Hunkar Dagli – Yunus”a Tahmisler 4
Benden bunca zaman sonra geri kalan hiçmiş gibi
Yakın varup eriştüğim, uzaklara kaçmış gibi
Hep geriye dönmek ister; güya gitmek güçmüş gibi
«Geldi geçti ömrüm benim; şol yil esüp geçmiş gibi
Hele bana şöyle geldi; şol göz yumup-açmış gibi»
Ya bu kısa gelen işte, hesabımuz kabarıkdur
Bunda sen uyursun amma muhasipler uyanıkdur
Eni sonu bir faniye beka isteyen alıkdur
«İş bu söze Hakk tanıkdur, bu can gövdeye konukdur
Bir gün ola çıka gide; kafesden kuş uçmuş gibi»
Vermesen de bedenini altun, gümüş ya inciye
Bu pazarlık kat”i durur, geri kalmaz ikinciye
Vakt olur sana sormadan teslim ederler sinci”ye
«Miskin adem oğlanını benzetmişler ekinciye
Kimi biter, kimi yiter.. Yire tohum saçmış gibi»
Anlayanadur lafımuz, duymayana yoktur sözüm
Gönül gözü görmeyince, buz keserken arsız yüzüm
Tefekkürün şiddetinden, olan aklımdan öksüzüm
«Şu dünyada bir nesneye yanar içim, köynür özüm
Yiğid iken ölenlere; gök ekini biçmiş gibi»
Şol aklınla ölçüp-biçip sen bu sırra erdün ise
Taa içerden tevbe eyle, bir günaha girdün ise
İyilikle sevap durur; “ne götürem” derdün ise
«Bir hastaya vardun ise, bir içim su virdün ise
Yarın anda karşı gele; Hakk şarabın içmiş gibi»
Sinci: Mezarcı
Tefekkür: Bir mesele hakkında zihni faaliyet gösterme, derin düşünme
Köynüme (göynüme): İçten içe yanma, çok üzülme
Kaynak: Dağın Öte Yüzünden
Hunkar Dagli – Yunus”a Tahmisler 3
Gönülden olmayan niyaz, iyi bil ki niyaz değil
Kulağı kemiren seda, hoşa gider avaz değil
Seyredeni tehi gören akıllı bir cambaz değil
«Bir kez gönül yıktın ise bu kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet dahi elin-yüzün yumaz değil»
Aklı olan bu cihanda Hakk”tan aldı, halka saçtı
Helâlı-haramı seçti; hayır kapısını açtı
Can kafeste saklı kuştu, vakti geldi çıkıp kaçtı
«Han”erenler geldi geçti, bunlar yurdu kaldı göçtü
Pervaz urup Hakk”a uçtu; huma kuÅŸudur kaz deÄŸil»
Gözleri gören kimseler itibar eder mi köre
Heves etme yüksek yere, ikiden yüz çevir Bir”e
Bu yola kaim dilersen; var gel, gönül ver bir ere
«Yol odur ki doÄŸru vara, göz oldur ki Hakk”ı göre
Er oldur; alçakta dura.. Yüceden bakan göz değil»
Metanını sattın ise, dünyalığı attın ise
Tevbe edep çıkar onu; haram lokma yuttun ise
İman, ibadet, niyazla nefsini düzelttin ise
«Doğru yola gittin ise, er eteğin tuttun ise
Bir hayır da ettin ise; birine bindir az değil»
Bu dünyada nice kimse günah deryasına batar
“Ayağını topla” desen, ileri uzatıp yatar
Bizim için gam değil ki; olmasa da hiç itibar
«Yunus bu sözleri çatar, sanki balı yağa katar
Halka meta”ların satar.. Yükü gevherdir, tuz deÄŸil»
Tehi: Boş, aşağıda, değersiz
Yumaz: Yıkamaz
Pervaz urmak: Uçmak, havaya ağmak
Kaim: Ayakta, istikamet üzere
Meta: Mal, dünyalık nesneler
Kaynak: Dağın Öte Yüzünden
Hunkar Dagli – Yunus”a Tahmisler 2
Görene, âlemde işaretin var
Bakıp görmeyene çok afetin var
Şol tarife sığmaz bir kuvvetin var
«Padişahlık senindir, heybetin var
Yarattın yer ü göğü, kudretin var»
Abidler geceler kıyama durur
FeriÅŸtahlar asla iÅŸlemez kusur
Hayvanat dahi ki, “hamd”le bağırur
«Cümle ins-ü melek, vuhuş-u tuyur
Kamunun üstüne ibadetin var»
“Rahman” ve “Rahim”sin; sende merhamet
Tasavvura sığmaz sendeki devlet
Maddeci hırsların sonu melâmet
«Ne reng ü ne şekil, ne kadd, ne kamet
Ne cevher, ne araz, ne suretin var»
Gönlü kara kullar dalar dünyaya
Kimi beÅŸ vaktini atar riyaya
Dostların su üstü yürürler yaya
«Dört yüz kırk dört tabakat evliyaya
Verilmiş onlara kerametin var»
Gerek kul karadan ağı seçiser
Ecel şerbetini elbet içiser
Hakk dostu oluban kalkıp uçusar
«Bu amele Yunus nice geçiser
Reyegan cümleye çok rahmetin var»
Abid: İbadet eden, ibadete düşkün
Feriştah: Ferişte. Melek, saf, masum, güzel
VuhuÅŸ: VahÅŸi (hayvan) ler.
Tuyur: KuÅŸlar
Kadd: Boy, bos
Kamet: Uzun boy, endam
Araz: İşaret, belirti. Kendinden olmayıp, sonradan olma değişebilir vasıf
Keramet: Allah dostlarından zuhur eden olağanüstü hal
Reyegan: Birer birer, tek tek
Kaynak: Dağın Öte Yüzünden
Hunkar Dagli – Yollar
Kıvrılıp gider ufka doğru, çizgi çizgi
Başı dumanlı yüce dağların arasında
Gönüllere burukluk verir, dillere ezgi
Seven bir yanda, sevgili öbür yanda
Yol demişler adına; uzanır, uzar gider
Ayırır sevenleri.. Dizenir, dizer gider
Hıçkırık olur boğazlara düğüm düğüm
Al yanaktan aşağı gözyaşına yön çizer
Gün olur acıdır, dudaklarda; buruk buruk
Gün olur derttir, gönüllerde; kırık dökük
Gün gelir, umutla avuç açtırır
Yollar olmasaydı, olmaz ayrılık!
Kaynak: Dağbaşı Çığlığı