Kategoriler

Archive for Mart, 2010

Temel Reisin Çorbası

Ispanak Çorbası

Küçüklükten beri sevmediÄŸim bir sebzedir ama saÄŸlıklı bir sebze olan ıspanak çorbalaşınca daha da güzel oluyordur kesin ne diyim ben içmedim. Ama küçükken izlediÄŸimiz temel reis ne kadar güçleniyorsa çocuklara içirilecek bu çorba sayesinde çocuklarımızda temel amca gibi güçlenecektir. Åžimdiden afiyet olsun… 

Ispanak Çorbası

Gerekli Malzemeler (4 KiÅŸilik)

* 1/2 kg. Ispanak
* 3 Çorba Kaşığı Sıvı Yağ
* 1 BaÅŸ SoÄŸan
* 2 Paket Tavuk Suyu
* 1 Çorba Kaşığı
* Limon Suyu
* 3 Yumurta
* Tuz,Karabiber, Su
Tarifi:
Ispanak Çorbası
1_)Soğanları rendeleyerek yağda kavurun.Yıkayıp temizlediğiniz ıspanakları ince ince doğrayarak tencereye koyun.Ispanakları soğanlarla birlikte kısık ateşte kavurun.
2_) Et suyu bulyonunu ayrı bir tencerede az su ile eriterek kaynatın.Kaynadıktan sonra ıspanaklara ekleyerek 7-8 dakika daha kaynatın.
Pişen ıspanakları bir çatal yardımıyla püre haline getirin.Suyla karıştırarak tencereye alın.
3_) yumurtanın sarılarını ayırarak limon suyu ile çırpın tencereye ilave edin.Devamlı karıştırın.Ateşten aldıktan sonra bekletmeden servis yapın.

Hem Yoğurtlu Hem Sebzeli Hemde Erişteli Bir Çorba

Yoğurtlu Sebzeli Erişte Çorbası

Ne arasan bulabileceğiniz bir çorba yoğurt, vitamin dolu sebzeler ve eriştenin muhteşem karışımı ağzınızın tadına göre bir çorba olabilir tabikide güzel bir şekilde yapılırsa bu şekilde olur.

Malzemeler
6 porsiyon
Karışık sebze (1 soğan, 1 havuç, 1 patates, 8-10 adet taze fasülye)
6 bardak yani 1,5 litre su (veya varsa tavuk suyu)
½ bardak erişte
2 bardak yoÄŸurt
1 yumurta
1 yemek kaşığı un
1 yemek kaşığı kuru nane

Tarifi:
Küçük küpler halinde doğradığınız sebzeleri (artık evde ne varsa) suda haşlamaya başlayın. Suyu içine koyduğunuz malzemenin miktarına gore ayarlayabilirsiniz.
Sebzeler olmaya yakın erişteleri tencereye ekleyin.
Bu arada ayrı bir kapta yoğurt, yumurta, un ve kuru naneyi iyice karıştırın.
Pişen çorbanın suyundan yoğurt karışımına 1-2 kepce ekleyin ki ılınsın ve kesilmesin.
Yoğurt karışımını çorbaya yavaş yavaş sürekli karıştırarak ilave edin. Çorba kaynayana kadar karıştırmaya devam edin. 2-3 dakika kaynatın.
Bu kadar.

Kuru naneyi üzerine annelerimizin yaptığı gibi sonradan tereyağ ile birlikte ekleyebilirsiniz. Daha lezzetli olur. Fakat böyle de güzel. Hem böyle soğuk olarak ta içilebiliyor.

Bu çorbayı sonsuz kere çeşitlendirmek mümkün. Şöyle ki: İçine her tür sebze koyabilirsiniz (kabak, iç bakla, bezelye, ıspanak, mantar, kereviz …). Erişte yerine arpa şehriye ya da herhangi küçük boyutlu makarna kullanılabilir. Ayrıca her tür tahıl ve bakliyat bu çorbaya çok yakışır ve daha da besleyici yapar (pirinç, bulgur, buğday, nohut, fasülye ve hatta yeşil mercimek).

Tripcolik ( tripkolik ) Gözlerinin Yeşilini Özledim Şarkı Sözleri Videosu Dinle

Tripcolik ( tripkolik ) Gözlerinin Yeşilini Özledim Şarkı Sözleri Videosu Dinle

gözlerinin yeşilini özledim özlemeye hasret kalırken gözlerini gördüm gözlerimin buğusunda gözlerin vuru kalbimi ta derindenn
http://www.genckizlar.net/attachments/turk-guzeller/5353d1246195522-tripkolic-tripkolik-tripcolic-resimleri-n115244159912_2581951_5287397.jpg

şarkının sözleri

olamaz olamaz sensiz yarim
kabir azabından beter halim
acılar tüm derdim
sensiz bir dünyayı neyleyim

gözlerimi kapadım çizdim seni kalbime
açmam nafile isteme
son nefesimde ellerinde ben yoksam
sen de olma hiç bir yerde
sadece benim ol hayata döndür
yine beni aç kapılarımı zorlama
dünyan da dönmez ki bensiz
bilirim soluk almak senin için çok zor
bu yolda söz verdik pes etmek yakışmaz aşkımızına
isteme hadi al beni yine kendine
gitme tut ellerimi sayalım yine günleri
Işığındım ben senin zor diLeğin tüm bu kalbi yalnız kalmam
bilirim zor sensiz elimde kalemim
herşeyimi yazdım yine yazdığım sensiz

olamaz olamaz sensiz yarim
kabir azabından beter halim
acılar tüm derdim
sensiz bir dünyayı neyleyim

her yerde hayali yine aldı beni
rüzgar olup sana yine döndürdü bu bedeni
gittiğimiz o yerlerde canlanır yine düşlerim
kurdum yine boÅŸ hayaller bilirim
dönmen çok zor ah ölürüm
yine dayanmaz bu kalp gidiÅŸine almaz kalbim birini
içimden seni atmak kalpsiz yaşamak kadar zor
ben deÄŸil her yeri sen kokar sevgilim
gittiÄŸim her yer sen kokar
sevgilim gözlerini çok özledim
seneLerim ordun her yerde doÄŸruydun
bilirim ben seni vurdum
çok piÅŸmanım ne olur dön gözlerinin yeÅŸilini özledim…

Bugünün Saraylısı (Refik Halid Karay) Romanının Özeti

Bugünün Saraylısı

(Refik Halid Karay)

http://static.ideefixe.com/images/28/28830_2.jpg

bugunu saraylısı kitabı birçık şairimizin okurken gözyaşına boğulmasıdır okumak önemli dğeildir okurken anlamak önemlidir

Konu
Kitapta genç ve çok güzel bir kızın babasının işleri nedeniyle dayısına gönderilmesi ve dayısının yanında başına gelenler anlatılıyor.

Özet
Postacının pek seyrek uğradığı evlerden Ata Efendinin evine bir mektup gelir. Mektup dayısının oğlu Yaşar’dan gelmiştir. Mektupta Yaşar’ın işi çıktığından dolayı kızını Düzce’den trenle İstanbul’a gönderdiği yazılıdır ve Ata’dan onu gardan alıp ilgilenmesini istemektedir. Zarfta ona yardımcı olması için bir miktar para da vardır. Evdekileri endişe sarar, acaba kız kaç yaşındadır diye düşünmeye başlarlar.

Yaşar üç kere evlenmişti. Eğer kızı ilk karısındansa 18 yaşında bir kız gelecektir ve bu kızı nasıl rahat ettireceklerini düşünmektedirler, çünkü evleri çok büyük değildir. Ayrıca damatlarından da çekinmektedirler. Damatları, devamlı işyerinde kızlarla takılan biraz serseri birisidir. Ama kız son karısından ise 8 yaşında bir kız geleceğini ve onun daha iyi olacağını düşünürler.

Ata Bey gün geldiğinde kızı almaya gara gider. Fakat tanımadığından garın boşalmasını ve en son kalan kişinin de kız olacağını düşünür. Öyle de olur. Garda kimse kalmadığında ona Ata Dayı diye seslenen genç bir kız sesi duyar. Kız 18 yaşında, uzun boylu, ince bir kızdır. Üzerinde siyah bir palto vardır ve başörtülü bir kızdır. Ama Ata onun çok güzel olduğunu düşünmüştür.

Sarı kaşları, bakır rengini andıran gözleri, uzun kirpikleri ve bembeyaz teni vardır. Garda kısa bir konuşmadan sonra vapur yolunu tutarlar. Ata şimdi eve gidince karısı Üftade’ye ne diyeceğini düşünmektedir. Çünkü onlar evde eğer genç biri gelirse geri göndermeyi kararlaştırmışlardır. Fakat Ata Bey onunla çok kısa bir konuşmadan sonra onun duygusal olduğunu anlamış, adını sorarken bile ağlaması onu çok etkilemiştir. Adı Ayşen’dir ama Yaşar ona hep Ayşe dermiş.

Kızı eve götürür. Üftade çok şaşırır. Kızı Feride ve oğlu Çetin de çok şaşırır. Ama herkes güler yüzlülükle karşılar. Kız banyosunu yapar ve yemeğe gelir. Ata gözlerine inanamaz. Çünkü kız çok güzeldir. İyi ki onu trene koyup göndermedim diye sevinir ama bunu belli edemez. Çünkü Üftade hiç memnun değildir.

Yemekte kız hediyelerden ve babasının ona Alımsızoğulları ticarethanesi vasıtasıyla para göndereceğinden bahseder ve Üftade daha memnun olur. Bu onun memnuniyetsizliğini biraz bastırmaya yetmiştir.

Kız gün geçtikçe İstanbul’a alışmakta, babasının verdiği paralarla iyice süslüleşmiştir. Hayranları artmıştır. Ata’nın sevgisi gittikçe artmaktadır. Birgün plaja giderler. Ata onların denize girme taraftarı değildir. Çünkü damadı Ayşen’i çıplak görecektir. Bundan hoşnut değildir. Fakat mayolarını giyerler ve denize girerler. Ata Üftade ile gazinoda oturur, onları beklerler.

Bu sırada Ata’nın çalıştığı ambarın patronunun oğlu Rüştü onların masasına gelir. Maksadı bellidir. Ayşen’i Ata’nın yanında görmüştür ve tanışmak istemektedir. Biraz konuşurlar, Rüştü kardeşi Serin’i alıp geleceğini söyler. O gittiğinde Ayşen, kızı, damadı masalarına gelirler. Az sonra Rüştü de kız kardeşiyle gelir. Rüştü çok ağır başlı davranmaktadır. Amacı Ayşen’i etkilemektir. Akşam olduğunda onları arabasıyla evlerine götürür.

Sonraki günlerde Rüştü Ata’ya iyice yakınlaşır. Taksim’de, Beyoğlu’nda, Park Otel’de eğlencelere Ata’yı ve ambarda çalışan İsmail Bey, karısı, baldızı, kızı ile eğlenmeye götürür. Ata, baldız Berin’den çok hoşlanır ve durumdan memnundur. Bir gün İsmail, Ata’yı ve ailesini evine davet eder. Ayşen burada Berin’le çok iyi anlaşır. Moda konusunda ondan destek alır. Onun önerdiği terzilere, kuaförlere gider. Ayşen gittikçe değişmeye başlar.

Daha altı yedi ay önce Düzce’den gelen kız büyük yol katetmiştir. Aylar böyle geçer Ayşen’e hayran birçok kişi çıkar. Adı Taksim’de Sarı Kıza çıkar. Onu herkes tanır. Evlenmek isteyen de çoktur. Başta Rüştü , sonra bir elçi Faruk Senayi Bey , Amerikalı bir subay Mister Tomas.

Yaşar bir zaman sonra İstanbul’a uğramış , Ayşen’e bir ev tutmuştur. Ata ve karısı ona dadılık gibi birşey yapmaktadır. Ata’nın damadı Yaşar’ın sayesinde tüccarlığa başlamış ve bir ev almıştır , oraya taşınmıştır. Ata Yaşar’ın kaçakçılıkla uğraştığını öğrenmiştir ve Yaşar devamlı yurt dışına gidip , arada sırada uğramaktadır.

Ata Ayşen’in ayrılmamaktadır. Her yere beraber gidemektedirler. Ayşen’in talipleri Ata’ya çok yakınlık göstermektedirler, çünkü Ata Ayşen’e babasından daha yakındır. Elçi ona bir apartman vereceğini söyler, Tomas onu dünyanın her yerine götüreceğini söyler , Rüştü’nün ise büyük bir mirası alacağı kesindir. Fakat Ayşen’in hiçbirinde gözü yoktur. O süsü ve hava atmayı çok sevmektedir. Bu yüzden üçünü de hep oyalamaktadır. Onlara oyunlar yapmaktadır. Ümitlendirip yüzüstü bırakmaktadır. Ama üçü de pes etmeden peşindedirler.

Birgün Ata ve Ayşen Dolmabahçe Sarayı’nda bir baloya giderler. Balodan çıkarken çıkan karmaşada , Ata paltosunu kaybeder ve başka birinin paltosunu alır. Gazeteye ilan verirler ve sahibi gelir. Sahibi Mısır’da genç bir paşadır. Adı Rüveyha Said’dir. Ayşen’i o da görür ve çarpılır. Artık bir niyetli daha vardır.

Ayşen ilerleyen günlerde Said’e iyice yaklaşır. Onunla evlenmeyi kafasına koyar. Pasoportunu gizlice çıkrtır. Mısır’a gitmeyi planlar. Dayısının bundan haberi olur. Onunla konuşur ve ondan ayrılacağı için çok üzülür. Ama bu olayın Rüştü tarafından duyulmasıyla işler karışır. Rüştü Mısır’a sadece paşanın gideceğini bildiğinden , ona oyun oynandığını düşünür. Ata’ya çok kötü bir dille konuşur ve onu tehdit eder.

Bunun üzerine Ata onunla hiç konuşmayarak işinden ayrılır ve Ayşen’i Mısır’a kendi elleriyle gönderir. Ayşen orada evlenir ve hayatını sosyete içinde geçirir. Dayısıyla arada sırada mektuplaşır. Aradan 17 ay geçtiğinde Rüştü Ata’nın yanına gelir. Ondan mazi için özür diler ve onunla görüşmek istediğini söyler. Ona Ayşen’le mektuplaştığını ve onun paşadan ayırılp İstanbul’a gelmek istediğini yazdığını söyler.

Ata buna çok sevinir. Hazırlıklara başlarlar. Eski odasını hazırlarlar. Fakat bir dönem Ayşen’den haber alamazlar ve endişelenirler. Paşanın durumu farketmesinden korkarlar. Birgün Mısır’dan bir elçinin geldiğini öğrenirler. Ata tek başına Ayşen’i sormaya gider ve Ayşen’in Mısır’da zevk verici ilaçlardan morfine başladığını öğrenirler.

Elçi bunun insana geçmişini hatırlattığını , geçmişe özlem duymaya başlattığını söyler. Bunu duyan Ata resmen yıkılır. Bütün hazırlıklar boşunadır. Hiç kimseye gözükmeden hüzün içinde dosdoğru adımlarla yürür. Bunlar basit ömrünün son adımları olmuştur.

Ana Fikir
Çok fazla para belli bir süre mutluluk getirir fakat her zaman sonu mutlulukla bitmez.

Şahıslar ve Olaylar

Kitapta olaylar en küçük ayrıntısına kadar anlatılmıştır. Çok sürükleyici bir anlatım tarzı vardır. Olaylarda bir abartı yoktur, hepsi mümkün olabilecek olaylardır.
ATA BEY: 52 yaşında, hala dinç olan, ailesiyle mutlu bir şekilde oturan, hayattan pek zevk almayan bir insadır. Bir ambarda sayım memurudur.
ÜFTADE: Ata’nın karısıdır. Para düşkünü bir kadındır. Biraz da cahildir.
AYŞEN: Ata’nın dayısının oğlunun kızıdır. Sarı saçlı, ince yapılı, sarı kaşlı, uzun kirpikli, tavşan gözü gibi kırmızıyı andıran gözleri olan çok güzel bir kızdır. Süse ve hava atmaya çok düşkündür.
FERİDE: Ata’nın kızıdır. Dolgun vücutlu, siyah saçlı, uzun boylu, güzel bir kızdır.
ATIF: Feride’nin kocasıdır. Eğlence ve kadın düşkünüdür.
RÜŞTÜ: Çok zengin bir işadamının oğludur. Atletik vücutlu, kızlara düşkün ve eğlence dünyasında tanınmış bir gençtir.
RÜVEYHA PAŞA: Çok zengin Mısırlı bir paşanın oğludur. Nil Nehri boyunca uzanan toprakların tek sahibidir. Mısır’da sözü geçen biridir. Ayşen’in kocasıdır.

Yazar Hakkında Bilgi

1888 yılında Beylerbeyi’nde doğan Refik Halid, 18. yüzyıl sonlarında bir kolu Mudurnu’dan İstanbul’a göçen Karakayış ailesindendir. Galatasray Sultanisi ve Mekte-i Hukuk’da okuyan yazar, meşrutiyet sıralarında gazeteciliğe başlamıştır. Kısa sürede üne kavuşmuş, Fecri Ati edebiyat topluluğunun kurucularından olmuştur.

Kirpi adıyla taşlamaları ve siyasal yazıları sonucu İttihat Terakki hükümetince Anadolu’nun çeşitli illerinde 5 yıl sürgüne gönderilmiş, Ancak 1. Dünya Savaşı’nın son yılı İstanbul’a dönebilmiştir. Dönüşünde Robert Kolej’de öğretmenlik, Sabah Gazetesi başyazarlığı, iki kez Posta-Telgraf Genel Müdürlüğü yapan yazar Aydede adlı mizah dergisi de çıkarmıştır.

Bazı siyasal davranışları yüzünden memleketten ayrılmak zorunda kalan yazar, Haleb’e yerleşerek Vahdet gazetesini çıkarmış, Hatay’ın Türkiye’ye bağlanmasında yazları ve çalışmaları ile katkıları olmuştur.

1938’de yurda dönen yazar, çeşitli dergi ve gazetedeki yazıları ve 20 kadar romanı ile yaşamını sürdürmüştür.
18.07.1965 tarihinde İstanbul’da ölen yazar; tekniği, dilinin güzelliği, taşlamalarının inceliği ve tasvirlerinin kuvveti ile ün yapmış, Modern Türk Edebiyatı’nın temel temel taşlarından biri olmuştur.

Uyku Tutmuyor AÅŸk Hikayesi

Uyku Tutmuyor AÅŸk Hikayesi

http://www.resimlerx.com/galeri/Ask_Resimleri/love-ask.jpg

biliyorum bu satırlarımı sen okuyunca pek anlam yağdırmaycaksın ama unuta sevgilim bu satırlar benim gözyaşlarımla beslende senin bakışlarınlada süslencek

Şu an 1 şubat akşamı ve rüyamda yine sen vardın. Saat olmuş gecenin 3’ü, herkes uyumuş, annem, babam, ve bende uyumuşum ama gönlüm hep ayakta, aşkım hep ayakta, onlar hiç uyumadı ki. Seni tanıdığımdan, sana tapalıdan beri gözüme uyku girmedi aşkımın, sevdamın da. Ne tedaviler aradım, ne ilaçlar kullandım. Çaresi bir mucize bu hastalığın o da sensin. Ağlıyorum şu saat, unutma beni ağlatan sensin. Uyutmayan, hayatı zindan eden sensin. Ne hayat tat veriyor, ne o olmazsa olmaz dediğim bilgisayar, ne hava, ne ekmek, ne su,….. sadece ama sadece sensin o tat. Sensin benim hayatım, sensin. Benden vazgeçmemi mi istiyorsun? Tamam kabul. Çıksın birisi güneşe yazsın adını benim yazdığımın yanına vazgeçerim senden. Ya da sağır bir ressam, toprağa düşen gülün sesini çizsin bir kağıda o zaman vazgeçerim senden. O zaman vazgeçerim anlıyor musun? VAZGEÇMEM SENDEN. Benden kalan birkaç gözyaşı var bu kağıtta, sana olan aşkım var. Eğer bir gün ağlarsın olur ya! Bu kağıda ağla. Göz yaşlarımız mutlu olsun sonunda. Onlar kavuşsunlar aşklarına. Biz kavuşamasak da. Hem ben seni kime vazgeçerim? Kimse senin gözlerindeki sıcaklığı vermiyor, kimse vermiyor sendeki o güzel kokuyu, kimse hissettirmiyor senin gözlerindeki ışıltıyı, hayali, kimse bakamıyor senin baktığın gözlerle bana, kimse senin dokunduğun hatta vurduğun gibi vuramaz bana, kimse tutmuyor senin ellerinle, kimse sarmıyor senin gibi kollarıyla, kimse ama kimse sendeki aşkı bana vermiyor. Ben sana mecburum, sonu olmasa dahi. Kalbim uçarsa o kelimelerin arasına okurken yakala onu, iyi bak incitme olur mu? Arkadaş et kendi kalbinle, dost olsunlar, aşık olsunlar birbirlerine, ölesiye hem de, sımsıkı sarılsınlar hiç bırakmasınlar birbirlerini, varsın ben onsuzda yaşarım, yeter ki onlar mutlu olsunlar. Sana soruyorum? Yakışıklı değilim, çok zeki değilim ama aşkım yetmez mi sana? Neden ben değil de seni sevmeyen bir başkası ya da benim kadar değer veremeyen birisi. Neden? Şunu unutma; Kırmızı güllere ulaşmak isteyenler ayakları altında ezilen papatyaların farkına varamazlar. Senin uğruna vazgeçmeyeceğim şey yok. Gururum hariç. O zaman neden ben değilim, neden başkası, sana başkasının ellerinin dokunmasına dayanamam. Buna dayanamam anlıyor musun beni? Neden ben değilim Allahım? Sebebi ne? Neden Allahım neden? Sana tapıyorum anlıyor musun? Sana tapıyorum? Neden sanıyorsun sizin her bayram gelişim? Neden sanıyorsun hep başka konular arayışım. Ben senin sevgilin olduğunu duydum rüyamda. Ben bunu duyunca içimdeki tüm gözyaşlarını o an çıkarmak istedim. Sağır olmayı istediğim bunu duymayayım diye, bugün olmasın istedim bu olayı yaşamayım diye, Kör olmak istedim seni hiç görmeyeyim diye, kalbim olmasın istedim sana hiç aşık olmayayım diye, hislerim olmasın istedim senin kokuna, sıcak tenine alışmayaydım diye. Senin olmamak istedim, sana hasret kalmayayım diye. Gözlerim karardı hiç abartısız o an? Rüyam bıraksa sonsuza dek öyle kalırdım. Rüyayı hep seninle kurardım. Hep ikimiz olurduk, hep seninle olurduk, kötü kalpliler aramıza girmeye çalışır ama ben hep mani olur buna izin vermezdim. Her şey senin istediğin gibi olurdu. Bir tek aşkımız ortak. Sana adardım her şeyimi. Seninle senin kadar güzel, senin kadar iyi, senin kadar güzel gözlü, senin kadar …. Bir bebeğimiz olurdu. Ama neyse ki, hatta maalesef annem beni rüyamdan erken uyandırdı. VE GENE SANA KAVUŞAMADIM. Hem sana kıyarım hem kendime? Ölümü dahi göze alırım sensin hayat zaten ölüm bana? Bunlar şaka gibi geliyor ama ben sana kıyamam …. Kıyamam sana biliyorsun. Aşkım beni dağlasa da, aşkın beni mecnun yapsa da, sana kıyamam. Son söylemek istediğim seninle son defa konuşmak istiyorum ve diyorum ki seni çok seviyorum. Kalbime soruyorum şimdi unuttum mu onu acaba diye kimse bilmiyor ama unutmak o kadarda kolay olmasa gerek hiç tatmadığım belki de hiç tatmayacağım duyguları karagözlerine bakınca yaşadım ben.Seni seviyorum demek istedim o an ama bırakmadılar beni zaten diyemezdim de böyle çabuk olarak.Şimdi biliyorum Sakarya da değil daha uzaktasın ama olsun ben yine katlanırım sana olan aşkımı hayalinle süsler büyütürüm.Tıpkı üç yıldır yaptığım gibi koskoca üç yıl ne kadar uzun zaman değimli ben bu üç yılda yemek su yerine kara gözlerini özledim daha çok onların özlemiyle kendimi avuttum şimdi sana bu kitabı vereceğim günü bekliyorum biliyorum ki bu şiirleri okursan en azından sende beni benim seni sevdiğimin çeyreği kadar seversin.

KADERMİ, KAHPELİKMİ

KADERMİ, KAHPELİKMİ

Kaçmadım yanlızlığın yamacındaki hayattan
Korkmadım geriye kalan aciz zamandan
Vazgeçtim Azraili peşinden koşturan bu candan
Bir yokluğunu bir seni atamadım kafamdan

Gitmekle kalmak arası bir duraktayım kararsız
Unutmak için her yolu denedim ısrarla hesapsız
Hüznün her türlüsünü okudum hutbesiz,kitapsız
Bir ihanetini bir seni çözemedim,bıraktım cevapsız

Kimselere diyemedim de içime attım derdimi
Duman duman tüttüm de gizledim kendimi
Terk-i diyar ettim de ezerek ceddimi
Bir seni aşamadım bir yüreğimdeki sevgini

Yazmak mı tesellidir yaşamak mı çektiklerime
Kader mi denir kahpelik mi ÅŸu ettiklerine
Kendime mi yansam yoksa yakıp gittiklerine
İsyan mı etsem şükür mü tüm bu gördüklerime

SERKAN GÜNGÖRMEZ

En Güzel Aşk Sözleri

Dua oldum kapında kabulunu bekleyen
Günah oldum tövbe ile affımı dileyen
Mazlum oldum merhametini isteyen
Bülbül oldum gazel bağında inleyen