Suan ‘İslami Åžiirler’ Katogerisi
SON NEFES
SON NEFES
Sıktı yumruklarını sessiz ve sakin
Bıraktı terliklerini geride
Boğazını sıkıyor ucuz hayat
İpinden daha kalın
Ellerin buz gibi gözlerinde yaş
Son saniyelerde alnındaki ter
Artık dayanmaya başladı o büyük taş
Sıcacık ıslak yalın ayağına
Bir adımını bekliyor cehennem
Yoldan geçen bir insan demek, umut
Son rüzgârını hissetti saçlarında
Son.. son derin nefesini alarak
CEM CEMAL ÇİL
16.01.2010
YARATAN ! DİNİ ŞİİRLERİ
Yaratan!
Pembe rüyalar içinde
Sabahlayayım aniden
Kurtulmak isterim
Bir çabam dahi yok, neden?
Sürükleniyorum,
Yakışmayan bir gurur var
Yaralayan bir kalp var
Zehirleyen bir dil var
Lanetli, çirkin gözler var
Neden?
Al beni, lütfen
Al beni cehennemliÄŸimden
CEM CEMAL ÇİL
03.03.2010
SEMERKAND İSLAMİ ŞİİRİ
Sözlerinle kalbe sevgiyi koymaya vesilesin
Elden ele güzellikleri kullara bildirensin
Mahcup olacağımızı hatırlatıp tövbeleri arttıransın..
Elleri rabbe acıp acizlikten göz yaşı döktürensin..
Rabbimizin yüceligini bildirip hizmet ettirensin..
Kulların bilmediklerini dostların sözleriyle öğretensin..
Allaha hamd olsunki zarardan dönüp daim edensin ..
Neden niçin sözlerinden vaz geçtirensin
Dualar sizinle rabbim saglık kolaylık versin…
Delikanlı Kesimi
“Bir,yangın gibidir”.
Kalplerde,tutuÅŸur.
Kıvılcımlar,yanar durur.
Delikanlıdır,bu kesimi.
“Efsanedir,delikanlı”.
Yürektir,delikanlı.
Ateştir,delikanlı.
Soğuktur,delikanlı.
“Hep,aynı damarları taşır”.
Uzağa,menzil taşır.
Yüreği,yumuşaktır.
Delikanlıdır,bu kesimi.
“Ortalık,yangın yerine döner”.
Sorarlarsa,ben der.
Cürüm,gibi külü kalır.
Delikanlıdır,bu kesimi.
“Hainlik,düzenbazlık nedir bilmez”.
Yürekleri,mangal gibidir.
AteÅŸleri,silah gibidir.
Delikanlıdır,bu kesimi.
“Küllerini,kimse söndüremez”.
Yangın,itfaiye bitiremez.
EkmeÄŸine,ihanet etmez.
Delikanlıdır,bu kesimi.
“Kime,sorulacak olursa delikanlıyım der”.
Mangalda,kül bırakmaz.
Ama,sıkışınca laf kalmaz.
Delikanlıyı,soracak olursan hep ben diyenler çıkacak.
Ama,delikanlı bildiğim kadarıyla insanın içerisinde olacak.
Yazan:OÄŸuz AktaÅŸ
Demet Ulutas – YüreÄŸin YolculuÄŸu
Uzun giden yollar gibi
Yüreği de yollara düştü
Kimi zaman yaya yürüdü yüreği
Kimi yolda ümit oldu yanına yoldaş
Kimi yolda da isyan
Bazen bir hana rastladı yüreği
Bir sevda aldı yanına
Belki daha hızlı geçer diye yollar
Geçti gerçi
Günleri anlamadan haftalar geldi
Ama ne zaman ki aşkla yolları bitti
Haftalar yine günlere geçti
Bazen yol kenarından korkuyu aldı yanına
Her adım endişe, her endişe bir telaş oldu
Yürüyemedi
Adım atamadı yüreği
Ne zaman ki cesaret otostop çekti
O zaman korku kaçıp gitti
İşte böyle
Az gitti, uz gitti
Dere tepe düz gitti
Kimi yayan kimi yavan gitti
Yüreği geçtiği tüm yollardan sonra
Bir de baktı ki
Başladığı yere yine gelmiş
Anladı ki yüreği hep yollar aşacak
Ne yapsa ne etse
Tüm duygular önünden gelip geçse
Yine kendi yalnızlığıyla
Başa dönecek her defasında!
Çünkü;
Her insan aslında yalnızdır
Birlikte oldukları insanlar
Onlar için yalnızlıklarına kattıkları tatlardır…
Demet Ulutas – YüreÄŸimin Åžehri
Yüreğimde harabe dolu binalar
Yeni, eski dinlemeden yıkılıyorlar
Hiçbir gücüm durduramıyor
Ne de yenilerini yaratabiliyor
Bazen umutsuz, bazen hüzünlü
Hangi dalganın üzerindeyim ki
Dalgalar kasırga olmak üzere
Bense hâlâ yıkıntıların derdiyle
Dönüp dolaşıyorum.
YüreÄŸimin ÅŸehrinde…
13.08.2002
Demet Ulutas – Size Bir Sır Vereyim
Benim hayallerim benzemez sizinkine…
Baktığım ÅŸeyleri sizin gibi görememem ben…
Mesela bir denizin ortasında
küçük bir karartı gördüğümde,
siz onu bir tekne, derinlik karartısı,
bir tahta parçası vs.ler diye düşünürken
ben yanlız başına oturup
aÅŸağıdaki balıklarla konuÅŸan bir martı hayal ederim…
Daha fazla ÅŸeylerde hayalimdir benim…
Bir sis karanlığı çökü verdiğinde
hayatın gündüz zamanına
gizemli perilerin gökten yere inişlerini düşünür,
hangi bilmem kimin hayatına
renk vereceğini düşlerim.
Bir gölün kenarında kalmış bir adet çiçeğin
oranın hükümdarı olduğunu hayal eder
sonra da tüm gölün sırf onun için orada bulunduÄŸunu…
Söyledim ya benim hayallerim benzemez sizinkine…
Benim ÅŸaÅŸkınlıklarımda benzemez size…
Bir arının çiçekleri evrimleştirip
renklere donatması kadar
ayın gece karanlığında yarattığı
renk cümbüşleri de ÅŸaşırtır beni…
Bir insanın gözlerine baktığımda
tüm duygularının ışık hızı misali
akı vermesi hayret ettirir
gözlerin akındaki titreÅŸimleri…
Meraklarımda benzemez sizinkine,
gökyüzüne bakıp
bugün havalar nasıl tahminleri yürütürken,
upuzun bir söğüt acının
gökyüzüyle fısıltaşmalarını merak ederim,
neler konuÅŸuyorlardır kimbilir diye…
Mesela, denizdeki çakıltaşlarıyla
mercanların akrabalık oran dizimleriyle,
ormandaki ağaçların yerlerde
bitivermiş yabani otlarla laf dalaşlarını düşünürüm.
Soru vermek gelir bazen bir Sümüklüböcek’le
KaplumbaÄŸ’nın o uzun yol katetmelerinde
nasıl sabırlı kaldıkları kadar
yol sırasında hiç arkadaÅŸ edinebiliyorlar mı diye…
Dedim ya benim korkularımda farklıdır sizden,
çok konuştuğum kadar konuştuklarımın çoğunu
anlarlarmı beni acaba gibi korkularım vardır.
Düşünmek kadar yürümekten de korkarım mesela…
Neme lazım,
düşünmek en tehlikeli silah olduğu gibi,
yürümekte geri dönüşümsüz olduğundan
korku yaratır kalbimde…
Mecazi ÅŸeyler bunlar tabii ki…
Basit şeylerde vardır
benim korkularımda,
ölümden de korkarım ama
yaÅŸamakta korkutur beni,
alın size bir tezatlık daha…
Eee…
Benim gibi birinden
baÅŸka ne beklenir ki daha…
2007