Kategoriler

Posts Tagged ‘Daha’

Ben Kimsenin Herşeyi Olamıyorum

ben acılarımın üstüne sünger çekip ayrılırım aranızdan

ben bu yer yüzünün en yalnız çocuğuyum

yaşadığım şehrin en yabancısı

ne sözlerin para ediyoır buralarda

ne de yaşamak uğruna verdiğim kavgalar

okuduğum şiirler tebemmüm ettiğim şarkılar işe yaramıyor

bem kimsenin herşeyi olamıyorum

kmse benim yalnızlığım olamıyor

yaşamak yalnızlık üzerine söylenmiş şarkıdır

yalnızlığım bir şarkı oluyor gittiğim her yerde

gittiğim her yerde  ayak izlerin  oluyor

gözlerin gelince aklıma herşey berrak

adın anılınca herşey daha bir anlam kazanıyor

gittğim her yer sen oluyorsun

ve sen hiçbir yede bulunmuyorsun

ve ben jimsenin hiç bir şeyi olamıyorum

GEL

uykuma gir uslu bir çocuk gibi dağıt saçlarımı

dürtmeden uyandır beni ürkütmeden günaydın de

sıcacık bir öpüşle derpleştir yüreğimi

bu ağıır postallarla sana gelinmez üzgünüm

sen deli yürek

saçlarına rüzgardan tokalra yaptırmışsın

şimdi bir atın demirlerine bağla

kurtar beni rüzgardan uçurtmalar yaparım sana inan

elimde sevgiler büyütürüm sıcacık

senin deniz kokusu saçlarına hasretim korkunç bir gün geçirdim

nasıl analtsam

tel ögülere çarpıp geri dönen gövdelerimi sana gsevdiremem

nede kimseye ellerimi kuytularda saklıyorum

ben kimsenin herşeyi olamadım

ellerimi kuytularda saklıyorum utanmaya silmeye karanlık yazıyor

ben ençok bir çiçeğe uzanmaktan korkarım

çiçeğe dokunmayan ince parmaklarımdan

kan kırmızı gülleri saklıyorum arkamda

kar beyazı kesilmiş dudaklarına inat

beni dağıtabilirsin artık vurabilirsin Güzel kız

seni bana sormasınlar yorgun üstelik parasızım pasaportsuzum

kimse benim yalnızlığım olmuyor

yaşamak yalnızlık üzerine söylenmiş şarkıdır

yalnızlığım bir şarkı oluyor gittiğim her yerde

gittiğim her yerde  ayak izlerin  oluyor

gözlerin gelince aklıma herşey berrak

adın anılınca herşey daha bir anlam kazanıyor

gittğim her yer sen oluyorsun

Videolu şiirler Aşk Şiirleri Sevgi Şiirleri Asker Şiirleri

ÖĞRENDİK Kİ

ÖĞRENDİK Kİ

Öğrendik ki;
Her yarayı saran , zaman değil sevgidir.

Öğrendik ki ;
İnkâr edip içimizde sakladığımız şeyler , gerçekliğini kaybetmiyor.

Öğrendik ki;
Bir tek insanın bize ” iyi ki varsın ” demesi , var olduğumuz için mutlu olmamızı sağlıyor.

Öğrendik ki;
Kibar olmak , haklı olmaktan daha önemlidir.

Öğrendik ki;
Hayat şartları bizi ne kadar ciddi görünmeye zorlasa da hepimiz , çılgınlıklarımızı paylaşacak birini arıyoruz.

Öğrendik ki;
Bazen tek ihtiyacımız olan , bir el ve bizi anlayacak bir yürektir.

Öğrendik ki;
Parayla ” klas” insan olunmuyor.

Öğrendik ki;
Gün içinde başımıza gelen küçücük şeyler , gün sonunda koca bir mutluluğa dönüşüyor.

Öğrendik ki;
Biriyle dalaştığımızda tek başardığımız , onun bize daha çok zarar vermesini sağlamaktır.

Öğrendik ki;
Çabuk olgunlaşmak için , zeki insanlardan çevre edinmek gerekiyor.

Öğrendik ki;
Karşılaştığımız herkes , bir gülüşümüzü hak eder.

Öğrendik ki;
Hiç kimse mükemmel değildir.

Öğrendik ki;
Hayat zorludur , ama biz daha zorluyuz.

Öğrendik ki;
Gülümsemek , daha güzel bir görüntüye kavuşmanın bedava yoludur.

Öğrendik ki;
Hepimiz zirvede olmak istesekte asıl keyif , oraya tırmanırken yaşadıklarımızdır.

Öğrendik ki;
Zamanımız ne kadar azsa , yapacak işler o kadar çoktur.

Öğrendik ki;
Birini ne kadar çok seversek , hayat onu bizden o kadar çabuk alıyor.

Öğrendik ki;
Fırsatlar asla yok olmaz , bizim kaçırdıklarımızı yakalayan biri daima olacaktır.

Öğrendik ki;
Hislerimizi kontrol edemeyiz ama , o hislerle nasıl başa çıkacağımızı kontrol edebiliriz.

Öğrendik ki;
Hiç kimse mükemmel değildir , tâki birine aşık olduğunuz ânâ kadar.

Öğrendik ki;
Aşık olduğumuzda ne yaparsak yapalım , bunu ondan gizleyemiyoruz.

Öğrendik ki;
En büyük pişmanlık , sevdiğin birine son bir kez ” seni seviyorum ” diyememiş olmaktır.

Öğrendik ki;
Konuşurken yumuşak kelimeler kullanmak , onları yutmamız gerektiğinde işimizi kolaylaştıracaktır.

Öğrendik ki;
Kabuklarını kırdığımız her insanın içinden , sevilmek ve önemsenmek isteyen biri çıkıyor.

Öğrendik ki;
Hayat bir okul , zaman bir öğretmendir ve …

Öğrendik ki;
Zaman alışmayı öğretir ama unutmayı asla.

ATAKAN KORKMAZ

BENDE SEVMİŞTİM SENİ ÖLMEDEN ÖNCE

BENDE SEVMİŞTİM SENİ ÖLMEDEN ÖNCE

Yokluğunla mum misali erirken bile,
Suya hasret toprak gibi bekledim seni.
Çünkü dünüm sendin bu günüm sen,
Ve yarınımda yalnız sen olacaktın.
Daha önce hiç böyle sevmedim gülüm,
Ama kalbimin çırpınışlarını sen hiç duymadın.
Rüzgâr beni kuru yapraklar gibi savuruyorken,
Seni düşündükçe beni unuttum.
Unuttukça sende kaldım sevdiğim,
Tıpkı senin bende kaldığın gibi.

Yoldaşım sokak lambaları geceler sırdaşım oldu,
Gözlerin çıkarken gözlerimin sınırdışına,
Ayyaş rüzgârlar öpüyor dudaklarımı.
Sen maziye terkedip giderken yaşanmışları,
Son bekleyişlerimi de dağıttın bir vuruşta,
Mutlumusun şimdi çöpçüler süpürüyor hayallerimi.

Hani seviyorum ama,olmayınca olmuyor diyorsunya …
Olmayınca olmuyor diye bişey yoktur sevdiğim,
İstenmediği için olmayan şeyler vardır.
Oysa ben ne zorlukları ne imkânsızlıkları,
Aşılmaz denilen ölümü aşıp gelmiştim sana.
Oysa gecelerden kopup gelmiştim,
Gülüşlerimi doldurmak için gamzelerine.
Ruhumu sıkıştırayım diye gözlerine,
Ama nafile …

Anladım yalnızlık benim tek vefalı sevgilim,
Ve şimdi vefalı sevgiliye geri dönme vakti.
Sevda ektim yüreğime yalnızlık biçiyorum,
Şerefine içilecek aşklar kalmamış artık …
Ayrılığın şerefine durmadan içiyorum.
Gözlerim söz dinlemez uykusuzluklarda,
Sözlerim nefessiz özlemlerin sesi kısık,
Mutluluğu sattım keder karşılığında.
Anladımki sevmek sevdiğini öldürmek sence,
Çünkü ben de sevmiştim seni ölmeden önce.

ATAKAN KORKMAZ
aşk şiirleri

Duman – Herşeyi Yak Şarkı Sözü Akoru ve Videosu

Duman - Herşeyi Yak Şarkı Sözü Akoru ve Videosu
intro: Dm C Bb Dm,Dm C Bb Dm  son: Gm Bb A Dm

Dm                    C     Bb   

Beni yak kendini yak her şeyi yak

Dm                 C     Bb 

Bir kıvılcım yeter ben hazırım bak

A             Bb

İster öp okşa istersen öldür

Gm                  A        

Aşk için ölmeli aşk o zaman aşk 

Gm                  Bb        Dm

Aşk için ölmeli aşk o zaman aşk Sozun Devamini okuyun..»

Hacivat ve karagöz Oyunu – Aptal Bekçi

Nâreke zırıltısı ve tef velvelesi ile göstermelik kalkar, Hacıvat Şarkı eşliğinde gelir.

(Şarkı, Şehnaz Sengin Semai)
Dîdem yüzüne nâzır, nâzır yüzüne dîdem
(Şarkı bittikten sonra Hacıvat perde gazelini okur)

Off hay hak
Gönül verdik perdeye dost, başlayan bir gazeldir
Hüner değilse de dünyaya gelmek ne güzeldir
Ölümlüymüş dünya, neler gelmiş neler geçmiş
Hüner, geçmişi gününde görüp güldürmededir
Gülen pek az, ağlayan ne çok, Tanrıyı saymazsak
Hüner, oynayan kim, oynatan kim, bilmededir
Tanrı gölgesini eksik eylemesin duamız
Hüner, gölgede solmadan açmayı bilmededir. Sozun Devamini okuyun..»

Peri Kızı Ve Çobanın Hikayesi

Peri Kızı Ve Çobanın Hikayesi

Çok eski zamanda,
- Oğuz Han Hükümdarmış. -
İşitmiştim Turan’da
Bir peri kızı varmış.

Bu nazlı peri kızı,
Bu güzellik yıldızı,
Her gönülde bir sızı
Bırakarak yaşarmış.

Issız dağlarda gezer,
Yokmuş izinden eser,
Bazen göründüğü yer,
Bir sihirli pınarmış.

Yüzü pembe bir şafak,
Gülse güller açacak…
Yaşarmış Elden uzak,
Dostları çobanlarmış.

Bu kız öyle güzel ki:
Çıldırtır aşkı belki.
O kadar muhayyel ki:
Akıllara zararmış.

Cefa imiş adeti!
Hiç yokmuş merhameti.
Sevmeyen bu afeti,
Sevenden bahtiyarmış.

Vurulurmuş kalbinden,
Bir kere onu gören,
Aşıkları tahminen,
Gür saçları kadar mış.

Gençlerin yüzü solmuş,
Gözleri yaşla dolmuş.
Aşkı bir afet olmuş,
Bütün cihanı sarmış…

Ulu Hakan Oğuz Han,
Bu kızı merak eder,
Görmek ister yakından.
Çağırtır yanına.. Der:

Sevimli kız, güzel kız!
Dağ başlarında yalnız
Yaşıyorsun, bu neden?
Bu güzelliğinle sen
Bir sihirli güneşsin!

Sevimli kız, güzel kız!
Tek yaratmaz, Tanrımız
Kimseyi tabiatte.
Var bir eşin elbette,
Sen de birine eşsin!

Kız, böyle tek yaşamak
Yaraşır mı -hele bak! -
Senin gibi güzele?
Gel, karış artık ‘El’e;
Neslimiz güzelleşsin!

Kız der ki: Ulu Hakan,
Ben de sevdim bir zaman.
Vakti ile genç bir çoban
Sevgilimdi, eşimdi;
Yalnızım fakat şimdi.

Dağlarda bahtiyar, şen,
Sevişerek yaşarken
Bir söz onu incitti;
Bana darıldı gitti.

Ne kendi geldi geri;
Ne duyuldu haberi..
İşte o günden beri
Hissizim, kayıtsızım;
Tek yaşayan bir kızım.

Hakan -düşünür biraz-
Der: Bu doğru olamaz!
Senin gibi güzel kız,
Daima böyle yalnız,
Dağ başında yaşar mı?
Kız der ki: Çare var mı?
Ben bir eşsiz güneşim,
Gösterin nerde eşim? ..
Sevenler beni belki,
Şu geniş göklerdeki
Yıldızlardan daha çok,
Fakat istediğim yok.
İnanın buna siz de;
Bulunmaz içinizde.

Aşk Şiirleri , Sevgi Şiirleri , Asker Şiirleri

Zaman Kaymaları Tiyatrosu Sahne (1,2,3,4,5,6,7,8,9,10)

ZAMAN KAYMALARI

( BİRİNCİ PERDE )

( SAHNE 1)

DEKOR: ( Bir eczane…Karşı duvarın ortasında üst tarafı camdan oluşan geniş giriş kapısı, kapının sol hizasında duvar saati…Sol duvar önünde diklemesine konmuş bir tezgâh, üzerinde yazar kasa ve sabit telefon…Tezgâhın ön tarafında , duvarda bir boy aynası asılıdır…Sağ duvar önünde en arkada bir askılık , askılığın önünde küçük bir buzdolabı…En önde, tezgâhta duran birinin ve seyircilerin görebileceği büyük ekran televizyon…Ortada iki koltuk, aralarında bir sehpa; üzerinde sürahi, bardak, bir gazete ve dergiler… Duvarlarda raflar, ilâçlar, pamuk, parfüm gibi eczane ürünleri…Duvar saati l7.55’i göstermektedir. Televizyon açıktır. Eczacı tezgâhın arkasında oturmuş televizyon izlemektedir.)

SPİKER: Nijerya’da dün akşam bu saatlerde gerçekleşen depremin yaraları sarılmaya başlandı. Akut ekibimiz Nijerya’ya gitmek üzere sabahın erken saatlerinde yola çıktı…Sayın seyirciler, şimdi bir son dakika haberi veriyoruz. Az önce aldığımız bir habere göre eski cumhurbaşkanlarımızdan Süleyman Demirel tedavi olduğu Hacettepe Hastanesi’nden bugün taburcu oldu. (Sabit telefon çalar.)

ECZACI: (Televizyonu uzaktan kumandayla kapayıp telefonu açar.) Altıya beş var…On dakika sonra eczaneyi kapatıp eve geliyorum…Tabi ya, başka şey için aramazsın zaten…Ya manavdan , marketten öteberi aldırmak için ararsın, ya da çocuğu okuldan almam için…Bir gün olsun “Kocacığım, yorgun musun? Akşam yemeği için sana ne hazırlayayım?” demezsin… Yorgunum kızım, hemen eve gelip sıcak bir duş alacağım, sonra da uzanıp dinleneceğim…Öğrenciler yedide dağılıyor, bu soğuk yerde bir saat daha nasıl beklerim?… Ne yaptın da yorgunsun?… Yahu pasta yapmak insanı o kadar yorar mı?… Annem mi geliyor?…Annemin pasta, börek sevmediğini bilmiyor musun?…Ercan niçin geliyormuş peki?…Bana bak, yeni aldığımız yazlıktan sakın bahsetme onlara…Tamam tamam, borç falan vermem Ercan’a…Bu kaçıncı oldu yahu!… Benim kardeşim hayırsız da seninki çok mu hayırlı? Kaç defa borç taktı bize Murat?…Hangisini ödedi kızım?… On milyonu, yirmi milyonu ödüyor ama iş milyara gelince unutuluyor…Vay vay vay, demek Murat beyefendiler bize küskünmüş… Ne hastalığı be!… Soğuk algınlığına hastalık mı derim ben?… İşten kaçmak için üç dört gün rapor almıştır, keyif çatıyordur evde! Bir telefon açıp “Enişte ben hastayım.” dedi mi? Hep başkalarından duyuyoruz. Bana bak, ben o hıyara telefon falan açmam… Peki, kibar olayım. Senin kardeşin olacak o salatalık var ya…Emredersin karıcığım, daha kibar olayım. Benim kayınçom, senin de kardeşin olacak o hıyarcık var ya, ben asla ona telefon açmam ve kimseden de özür mözür dilemem!…Ercan da aynı…Al birini, vur ötekine!

DİLENCİ KADIN: (Kapının camından içeri baktıktan sonra kapıyı açar, elini uzatarak) Allah rızası için bir ekmek parası evlâdım!

ECZACI: (Öfkeli) Git be kardeşim, git be kardeşim!

DİLENCİ KADIN: Allah seni çoluk çocuğuna bağışlasın evlâdım, bir ekmek parası… Sozun Devamini okuyun..»