Posts Tagged ‘GECE’
GÜLLERDE GÜZELDİR AMA SENİN KADAR DEĞİL
GÜLLERDE GÜZELDİR AMA SENİN KADAR DEĞİL
Dün gece yağmur da çıkarken evden,
Yüreğim son nefeste can çekişen bir kuştu.
Sevgilim aşk mı yoksa hasretin mi alevden,
Neden canım yokluğunla yandı tutuştu.
Kimi görsem sen oluyor, hayaline bürünüyor,
Sen rüzgâr ,ben savrulan yaprak oluyorum.
Neye baksam gözlerime senmiş gibi görünüyor,
Bastığın her yerde çiğnediğin toprak oluyorum.
Razıyım yak beni her yakışınla,
Yak ki yaralı yürek senle düzelsin.
İste yeter kül olayım bir bakışınla,
Sen yaksan da kül etsen de güzelsin.
İllaki uğruna ölmekmi lazım,
İnan bana çok kolay bu sevdiğim.
Zor olan sensizlik sensiz kalırım,
Aslında bütün olay bu sevdiğim.
Gündüz güneş kıskanır güzelliğini gece ise ay,
Ben nasıl kıskanmam vay seni kıskanmayana vay.
Sevgilim güllerde güzeldir ama senin kadar değil,
Bilki seni herkes sever ama benim kadar deÄŸil.
Seni sevmek yudum, yudum su içmek gibi,
İçtikçe kanıyorum ,içmesem yanıyorum.
Sensizlik suyun son yudumunu içmek gibi,
İçsem susuz kalıyorum, içmesem arıyorum.
Kimse görmesin seni perde olayım,
Varlığın yağmur da ıslanmak gibi.
Dile benden istediğin yerde olayım,
YokluÄŸun kor ateÅŸlerde yanmak gibi.
Seni sevmek yanmak gibi,
Ateşimi söndüremez denizler.
Sensizlik uyanmak gibi,
Uykular hep seni rüyada gizler.
Sevmek her kötülüğe gülebilmek,
Seni sevmek yaşamayı bilmek gibi.
Varlığın ekmeği ikiye bölmek,
Yokluğun yaşıyorken ölmek gibi.
ATAKAN KORKMAZ
Bu ÅŸehirde
Bana bakan o güzel gözlerin hala karşımda,
Hayalın her gece rüyalarımda,
Yüreğim doldu aşkınla .
Bu şehirde aşık oldum ben sana.
Damarlarıma işledi aşkın en masun hali,
Yüreğimi yaktı aşkın tasası ,
Dağlara haykırmak istedim adını ,
Bu şehirde buldum canımın içi ben seni .
Umutlarım yeşerdi senle,
Güneş gibi doğdun ya sen ömrüme .
Bir bakışın ,bir gülüşün ,bir ömre bedel
Bu şehirde bağlandım birtanem sana ben.
Sana olan sevgim daÄŸlardaki kar deÄŸil ki erisin .
Kalbim,ruhum, hatta benliğim yalnız senin.
Sana olan sevgim anne sevgisi kadar karşılıksız .
Bu şehirde sevdim hayal gözlüm seni
Ahh ,Şuan yanımda olsan ,ellerimi tutsan ,
Gözlerinin içine baksam ,
Seni çok ama çok sevdiğimi söyleyebilsem,
Bu şehirdeyim. senin için buradayım diyebilsem .
Senin için buradayım diyebilsem, hayal gözlüm .
AÅŸk Åžiirleri Sevgi Åžiirleri Asker Åžiirleri
ibrahim Sadri – İstanbul”a Kar Yağıyordu
Yetmişdokuzun kışıydı
Sertti, soÄŸuktu
İstanbul”a kar yağıyordu
Kömür yanıyordu sobalarda
Geceleri polisler, bekçiler oluyordu
Bir de biz oluyorduk
Ölümüne üşüyorduk ha,
Yalan yok, polisler de üşüyordu
Onaltı yaşındaydım
Herşeyi bükecek bileğim vardı
Onaltı yaşındaydım
Aslan gibi ortadaydım
Gündüzleri, okulda coğrafya defterimin arkasına
Senin için şiirler
Geceleri duvarlara ülkemi kurtarmak için
Kahrolsun yazacak kadar adamdım
Onaltı yaşındaydım
Ne senin haberin oluyordu ÅŸiirlerimden
Ne de birileri kahroluyordu
Mahalle duvarlarına çiziktirdiğim harflerimden
Onaltı yaşındaydım
Yalan yok
Ben yazmaya böyle başladım
CoÄŸrafya defterim bir eskiciye kurban gitti
Duvarlarına yüreğimi bağırdığım o evler birer birer
Yıkıldı gitti
Şimdi güzel kağıtlara yazıyorum
Kocaman laflar ediyorum
MarÅŸlar biliyordum
Kitaplar okuyordum
Koşarak ve ıslanmadan geçiyordum sulardan
İstanbul”u seviyordum
Seni seviyordum
Dualar öğreniyordum
Meydanlarda toplanıp bağırıyordum
Herkes gibiydim
Herkes kadar cesur
Herkes kadar korkak
Herkes kadar filinta delikanlı
Ve herkes kadar buralı
Yetmişdokuzun kışıydı
Sertti soÄŸuktu
İstanbul”a kar yağıyordu
Ağzımızdan dumanlar çıkıyordu konuşurken
Haliç”in arkasında toplanıyorduk
Gece adamı içine çekiyordu
Biz geceyi içimize çekiyorduk
En güzel ben yazıyordum duvarlara yazıları
Herkes beni seviyordu
En güzel şiirleri de ben yazıyordum oysa
Coğrafya defterimin arkasına
Bunu kimse bilmiyordu
Sizin evin duvarına “kahrolsun” diye yazıyordum
Ve hızla kaçıyordum
Sizin evin duvarına birkez olsun
“Seni seviyorum” diye yazamadım
O zaman duvarlara öyle şeyler yazılmıyordu
Dedim ya
Yetmişdokuzun kışıydı
Sertti soÄŸuktu
İstanbul”a kar yağıyordu
SevdiÄŸim bir tanem AÅŸk Åžiiri
şimdi yürüyorum gece ayazına karşı
resmini öpüyorum anneme inat
hiç sevmemelisin diyen anneme inat
ve seni görüyorum açılmamış penceremde
bir kenarda sen bir kenarda sende kalan hatıra
ve bir şiir tüttürüyorsun bana karşı sevdiğim diyorsun aya doğru
sevdiÄŸim bir tanem
kaya
Tesadüfmüydü söz Unutmayacağım Resimli şiir

Bir tesadüfmüydü ne o gece tanışmak,
Ve gecenin karanlığında aydınlığı yaşamak
Kalemim durmak bilmiyor boyna yazıyor
Ayrılık Zamanı
Düşünmeden aklına geleni yazıyor,
Ama ona yazdıranlar için yazıyor,
İçinden gelen sevgi dünyasını yazıyor
Bir tesadüfmüydü ne o gece tanışmak
Ve gecenin karanlığında sevgiyi yaşamak
Kalemim durmak bilmiyor,boyna yazıyor
Sevdiği şeyleri,sevdiklerine,dostlarına yazıyor
Hayallerini sevgiye dönüştürenler için yazıyor
İçinden gelen sevgi dünyasını onlar için yazıyor
Fakat bu kalem yazmaktan bitecek bir gün,
Kalemim benden,ben kalemimden ayrılacağız
Bir daha yazamazsam eÄŸer,
O ayrılık zamanı geldiği an,
Kalemimden yaÅŸlar damlar.
Ben ağlarım ,yüreğim ağlar,

VE DÜŞÜNÜR ÖĞRETMEN
VE DÜŞÜNÜR ÖĞRETMEN
Eylülde sararan yapraklarla beraber,
Öğretmenler vurulur boş tarlaların ıssızlığında.
Ve düşünür öğretmen, ölümle yaşam arasında:
Kim, neden sıkmıştır kahpe kurşunları kahpece?
Yarar kurşunların sesi, karanlığı bir gece.
Akan her damla kan yaklaştırır ölümü.
Gurbetin kanlı tozu tutuşturur gönlünü.
EÄŸitim Ordusu’nda olunca ÅŸanlı nefer,
Başlamıştır gurbete gitmek için bir sefer.
Ölümün beklediğini bilemezdi bu yerde.
Çare diye gelmişti, cehalet denen derde.
Böyle mi olmalıydı öğretmenin kaderi?
Alırlardı sılada elbet kara haberi.
Yaşlı ana sarılır cansız duran bedene.
Lanetler yağdırılır ona ateş edene.
İntikam yeminleri edilir hep bir dilden.
Rahat uyu öğretmen, çıkmazsın gönüllerden.
Derler de unuturlar; adın kalır bir taşta.
Sorarsın bir gün elbet: “Niye öldüm bu yaÅŸta?”
Eylülde sararan yapraklarla beraber,
Öğretmenler vurulur boş tarlaların ıssızlığında.
Ve düşünemez öğretmen, ölümün karanlığında.
Murat Arıcı Erdemli Lisesi Edebiyat Öğretmeni Erdemli/Mersin
Demet Ulutas – Size Bir Sır Vereyim
Benim hayallerim benzemez sizinkine…
Baktığım ÅŸeyleri sizin gibi görememem ben…
Mesela bir denizin ortasında
küçük bir karartı gördüğümde,
siz onu bir tekne, derinlik karartısı,
bir tahta parçası vs.ler diye düşünürken
ben yanlız başına oturup
aÅŸağıdaki balıklarla konuÅŸan bir martı hayal ederim…
Daha fazla ÅŸeylerde hayalimdir benim…
Bir sis karanlığı çökü verdiğinde
hayatın gündüz zamanına
gizemli perilerin gökten yere inişlerini düşünür,
hangi bilmem kimin hayatına
renk vereceğini düşlerim.
Bir gölün kenarında kalmış bir adet çiçeğin
oranın hükümdarı olduğunu hayal eder
sonra da tüm gölün sırf onun için orada bulunduÄŸunu…
Söyledim ya benim hayallerim benzemez sizinkine…
Benim ÅŸaÅŸkınlıklarımda benzemez size…
Bir arının çiçekleri evrimleştirip
renklere donatması kadar
ayın gece karanlığında yarattığı
renk cümbüşleri de ÅŸaşırtır beni…
Bir insanın gözlerine baktığımda
tüm duygularının ışık hızı misali
akı vermesi hayret ettirir
gözlerin akındaki titreÅŸimleri…
Meraklarımda benzemez sizinkine,
gökyüzüne bakıp
bugün havalar nasıl tahminleri yürütürken,
upuzun bir söğüt acının
gökyüzüyle fısıltaşmalarını merak ederim,
neler konuÅŸuyorlardır kimbilir diye…
Mesela, denizdeki çakıltaşlarıyla
mercanların akrabalık oran dizimleriyle,
ormandaki ağaçların yerlerde
bitivermiş yabani otlarla laf dalaşlarını düşünürüm.
Soru vermek gelir bazen bir Sümüklüböcek’le
KaplumbaÄŸ’nın o uzun yol katetmelerinde
nasıl sabırlı kaldıkları kadar
yol sırasında hiç arkadaÅŸ edinebiliyorlar mı diye…
Dedim ya benim korkularımda farklıdır sizden,
çok konuştuğum kadar konuştuklarımın çoğunu
anlarlarmı beni acaba gibi korkularım vardır.
Düşünmek kadar yürümekten de korkarım mesela…
Neme lazım,
düşünmek en tehlikeli silah olduğu gibi,
yürümekte geri dönüşümsüz olduğundan
korku yaratır kalbimde…
Mecazi ÅŸeyler bunlar tabii ki…
Basit şeylerde vardır
benim korkularımda,
ölümden de korkarım ama
yaÅŸamakta korkutur beni,
alın size bir tezatlık daha…
Eee…
Benim gibi birinden
baÅŸka ne beklenir ki daha…
2007