Posts Tagged ‘ve’
Bedrettin-Bedri Acar – Deniz ve Martı
Karadeniz”in
küçük şirin mi şirin
sahil kasabası
Arhavi”deyim.
Kayalıkların tepesinde oturmuş
denizi izliyorum
yüksekçe de bir yerdeyim
dalgaların kıyıyı bir hışımla
vuruşunu, martıların
adeta deniz”le olan
o muhteÅŸem
dansını izliyorum.
Artvin/Arhavi – 2007
Kaynak: Dünden Bugüne Benim Şiirlerim
Beni benden başka seven olmadı ya seni
Beni benden başka seven olmadı ya seni
Beni benden başka seven olmadı ya seni
Sen kimseye güvenemedin ki sevesin
Ben hiç ağlamadım mı düşünüyorsun
Ağlayarak arkandan sabahlamadığımı mı?
Â
Sen anlamazsın sen kimseyi sevmedin ki
Hep kendini severdin senden başkası yoktu sanki
Ben senden başkasını düşünememeği sevdim sensizlikle
Bir ömür beraber paylaştığım anılar yanımda senden misal
Â
Kaya
Baris Koruk – YaÄŸmur
Bugün yağar mı yağmur bilemiyorum
Uyandığımda yaptığım ilk şey
Pencereden bakmaktı
Bulutlar bu koca şehrin havasını
Bir annenin çocuğunu sever gibi okşuyordu
Arada bir gözüken güneş ise
Sanki gardiyandı başlarında
Bulutlar sanki yıllarca hasret kalmıştı evladına
O kadar ki hızlıca kapladı bir anda gökyüzünü
Her kavuşmada birkaç damla gözyaşı vardır
Bu acıdan değil sevinçtendir
DoÄŸrusu bilemiyorum ama
Bulutların sevinç göz yaşlarını birazdan akıtacağını
Tahmin ediyorum
Benimki bir tahmin sadece
Siz ne dersiniz
Mehmed Bozkurt Esenyel – İzmir’de AkÅŸam ve Sen
Sonsuzlugun şarkisini söyler dalgalar,
Özlemin mavi mavi büyür denizlerde.
Yeni bir dram baÅŸlar,
Güneş batar, açilir yeniden perde.
Simsiyah bir gök, piril piril yildizlar,
Milyonlarca inci serpilir baÅŸtan baÅŸa,
Deniz dalgalarla uzatir semaya kollarini
Mavi ile siyah kucaklaÅŸir.
Böylece başlar temaşa.
Mehtap aryaya baÅŸlar,
KariÅŸir birbirine neÅŸ’eyle hüzün,
Sonra sen görünürsün.
Ayın dağılmış saçları arasından.
Tümünden güzel ve müstesna senin yüzün.
Seslenirsin bana dalgalardan,
Ak yaÅŸlar dökülür aÄŸlayan Karapınar’dan.
Yokluğun sarar tüm varlığımı,
Dolar içime kara sevdan denizlerce
Bir şeyler kırılır yüreğimde
Damarlarım sızlar ince ince.
Bir rüzgar eser karşıyakadan
Seninle dolu, fakat sensiz.
Yas tutmuşçasına morarır dağlar
MordoÄŸan’da.
Sensiz ağlarım, yalvarır deniz
Karapınar, Karaburunda.
Özlemin büyür göklercesine
Dalga dalga derinden,
Şarkılar kolkola açılır denize
Davud”un yerinden.
Tümünde sen varsın;
Denizde, dalgalarda,
Güzelbahçe’de, Karapınar’da;
Sensin büyüyen şimdi, sevda, sevda
Mordogan’da.
Uzatırım kollarımı denize
Seni tutamam.
Umutlarım kırık, bükük boynum
Sen yoksun diye ondan.
Ak yaşlar dökülür
Åžimdi benimle aÄŸlayan
Karapınar’dan.
İzmir – 05.08.1975
Kaynak: Kara Sevdam Ak Özlemim
Mehmed Bozkurt Esenyel – Deniz ve Sen
Denizi düşündüm
Seni hatirladim bir tanem.
Denizi çok severim bilirsin,
Sen de deniz gibisin.
Ikinizde de vefa dalga dalga
Merhamet köpük gibidir.
AÅŸkim denizler enginliginde olsun isterdim.
Denize benzedi aÅŸkim…
Fakat
Sen de son dalganin
Beyaz köpükleri gibi kayboldun.
Deniz ve sen:
Ikinizde de vefa dalga dalga
Merhamet köpük gibidir.
Denizi göremiyorum bir tanem
Sen gel onun yerine,
Bakayim doya doya
Mavi gözlerine
Ümitlerim dalga dalga kirilip
Rüzgar, rüzgar uçmadan.
Uzunköprü – 08.10.1951
Kaynak: Kara Sevdam Ak Özlemim
M. Fethullah Gulen – Ziyâ ve Zulme
Toplum bir korkunç girdâb etrafında dönüyor,
Kaoslar ülkesine seyâhate azmetmiş:
Ve her gün biraz daha ümit mumu sönüyor,
Zaten özüyle alâkası silinip gitmiÅŸ…
Çatırtılar geliyor sürekli tepemizden,
Dört bir yanımız âdetâ ateşten bir tûfân;
Çevre alev alev yanıyor, kibriti bizden;
Şimdi bu kapkara zulmetten titriyor âsmân.
Cemiyette gerçekler tepetaklak bitevî,
Bir sisli gurbet içinde genci ihtiyârı;
Her yerde hezeyân; çarşısı, pazarı, evi,
Çılgınlık zinde güçlerin en bâriz şiârı,
Evler birbirinden kopmuş fertlere aşhâne,
Baba yamak bu gamhânede, anne de aşçı…
Sokaklarda gaseyân, her köşede meyhâne,
Şanlı bir millet için bu âkıbet ne acı!
Geçtik çılgınlıkta Roma”yı, Bizans”ı çoktan,
Zamanın ezip geçtiÄŸi o tâli’sizleri…
Bizim bahtsızlığımız bir düzine kopuktan,
Nesepsiz düşünceleri, nesepsiz özleri…
Peylendi ahlâksızlık bir merğûb metâ gibi,
Sefilleşti düşünce faziletlere inâd.!
Horlanıp hor görüldü yurdun asıl sahibi,
Åžimdi millî ruh hakîr, kozmopolitlik âbâd…
Tıkalı bize yollar, hiç bir yana geçit yok,
Farelere ÅŸehrâyîn, yollar onlara göre…
Bu in’de kış uykusuna yatmış ararsan çok;
Bir zamanlar hak fikri, ÅŸimdiyse sükût töre…
Âlimler hissiz, ilim yuvaları desteksiz,
Yaşasın pâyeler nişânı! Şiltler, formalar;
Mektepler “Haydparkı” talebe ilme isteksiz…
Ve “Batı uygarlığı” diye hayâl kurmalar…
Öğretenler silme dilsiz, öğrenenler sağır,
Kime ne anlatırsın düşünceler karanlık…
Toprak simsiyah çorak, gökler demir, yer bakır
Yetişin yurdun sahipleri, yetişin artık!
Emareler var tüllenen şafağın bağrında,
Nârâlar duyuluyor dağların ötesinden.
Karanlık şimdi derdest tam ışığın ağında,
Sürpriz nağmeler tın tın zamanın bestesinden.
Artık her bucak bu neslin rüyâlarıyla şâd,
Ve herkesin elinde bahardan bir demet gül…
Âbâd ol ey Nur adam; bizleri ettin âbâd..!
Åžimdi zirvelerde bir baÅŸka ötüyor bülbül…
M. Fethullah Gulen – Yolları ve Yolumuz
Pür heyecân yollarda
Ümît, korku ardarda
KoÅŸuyoruz durmadan
Bir lâhza ayrılmadan
Rengârenk hülyâlarla
Billûrdan rüyâlarla…
İnançla gerilerek
Kabre girinceye dek
Azmettik dönmemeye
Dönmektense ölmeye!
Dünyâyı terkederek
Ukbâdan vazgeçerek
Acz u fakr kanadıyla
Câna can Hak yâdıyla
Şevke açık sîneler
Bizler o tâlihliler…
Yığınlar sürünüyor
Düşe-kalka yürüyor
Başsız gövdeler hepsi
Ne fikri var ne hissi
Şeytanı çok, meleksiz
İlhâmları nesebsiz
Düşünce, düşürüyor
Hep boşluğa sürüyor
Sînesinde yok îmân
Bilgisi sırf bir gümân
Akla takılıp kalmış
Mantığıyla aldanmış…
İç âlemi sis duman
Zannınca koca ummân
Bir damlada boÄŸulmuÅŸ
Yürümeden yorulmuÅŸ…
Senin hâlin bir ihsân
Yolun Hak yolu inan
Eğil rûhunu dinle
Yer-gök bütün seninle
İftihârda berâber
Haber veren peygamber…
Bak şu aydınlık yola
Nurlularla kolkola
Hep kendi kendimize
Yollar uzuyor öze…
Yer yer tozuyor yollar
Yollarda sâdık kullar
Korksalar da azıcık
Ümît kapısı açık
Düşer yine kalkarlar
Kalkar O”nu ararlar…
Bir yerde karışıklık
Olsa, gelir bir ışık
Karanlığı delerek
Teessüs eder âhenk…